Kültür Mirasına İlişkin Temel Tanım ve Kavramlar
Kültür varlığı
Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır. (2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası 3. madde 1. bend (Değişik: 14/7/2004 – 5226/1 md.).
Sit alanı
Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik,mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır (2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası 3. Madde bend (3) (Değişik: 14/7/2004 – 5226/1 md.).
Sit alanları, “doğal sit”1, “tarihi sit”2 “kentsel sit”3 ve “kentsel arkeolojik sit”4 alt başlıkları altında gruplandırılmıştır.
Sit alanlarına ilişkin ayrıntılı tanımlar ve bu alanlarda yapılabilecekler, bu alanlara ilişkin denetim koşulları, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları ile düzenlenmiştir.
Anıt
Değişik uygarlıkların bilim ve teknik düzeyi, sanat anlayışı, sosyal yaşamı hakkında somut veri sağlayan tarihi yapılar “kültür varlığı”, “anıt” olarak nitelendirilerek koruma altına alınırlar.
Tarihi yapı
Tarihi kentleri oluşturan, geleneksel malzemelerle (kerpiç, tuğla, ahşap, taş) yapılmış evler, ahşap ve kargir camiler, kaleler, köprüler, medreseler, kervansaraylar, tekkeler ve diğer benzeri yapılar bu kapsamdadır. Koruma ile ilgili yasamıza göre, 19. yüzyıl sonuna kadar yapılmış olan binalar tarihi olarak kabul edilir ve koruma altına alınırlar.
20. yüzyıl mimarlığının seçkin örnekleri de özel tasarımları, dönemin yaşam ve kültürünü yansıtmaları dolayısıyla, tescil edilerek korunmaktadırlar.
Dünya mirası
Tarih öncesinden 20. yüzyıl mimarlığına kadar geniş bir dönem içinde yapılmış, evrensel değer taşıyan, özgünlüğü ve bütünlüğü korunmuş tarihi yerleşmeler, anıtlar ve doğal alanlar UNESCO tarafından oluşturulan Dünya Mirası Listesi’ne girerek uluslararası koruma kapsamına alınmaktadır. Türkiye’den Hattuşa, İstanbul’un Tarihi Alanları, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Selimiye Camii, Safranbolu gibi arkeolojik ve kentsel sitler, önemli anıtlar bu statü altında korunmaktadır. Dünya Mirası varlıklara yapılacak müdahalelerin geri dönüşebilir olması, özgün tasarım özelliklerinin, yapım tekniklerinin, taşıyıcı sistemin en az müdahale ile korunması istenir.
Rölöve
Tarihi yapıların mevcut durumunu gösteren plan, kesit, görünüş çizimleridir. Basit olarak, çelik metre ile yapılan ölçümden başlayarak, fotogrametri veya 3D- üç boyutlu lazer tarayıcı kullanımıyla çok ayrıntılı belgeleme çalışmaları yapılabilir. Yapının mevcut durumunu gösterir çizimler; 1/50, 1/10, 1/5, 1/2, 1/1 ölçekli olarak hazırlanır.
Analitik rölöve
Rölöve çizimlerinin üzerine, malzeme, yapım sistemi, yapım tekniği ve kronolojik analiz, zaman içinde yapılmış değişiklikler,hasarlar (çatlaklar, oyuklar, şekil ve yer değiştirmeler) renk veya tarama teknikleriyle işlenerek, incelenen tarihi yapının mevcut durumu hakkında ayrıntılı çözümlemeler, değerlendirmeler içeren çizimler hazırlanır.
Restitüsyon
Sonradan değişikliğe uğramış, kısmen veya tümü yıkılmış binaların ilk yapıldıkları sıradaki durumlarını ve zaman içinde geçirdikleri değişiklikleri dönemsel olarak ifade etmek için hazırlanan plan, kesit, görünüş ve perspektif çizimleridir. Restitüsyon çizimlerinin hazırlanması için yapının kendi üstünde var olan izlere ek olarak, eski fotoğraflardan, çizimlerden, aynı dönem ve bölgede inşa edilmiş benzer yapılardan, yayınlardan ve sözlü kaynaklardan yararlanılır. Verilerin yetersiz olması durumunda, restitüsyon çizimleri ihtiyatla değerlendirilmelidir. Bu amaçla yapılan önerilerin güvenilirlik dereceleri çizimler üzerinde ve raporda belirtilir. Restitüsyonun tanımı ve genel ilkeleri, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999-660 sayılı ilke kararında, “Yeniden Yapma” başlığı altında açıklanmıştır.
Basit onarım
Kültür varlığı olarak tescilli bir yapının bozularak eksilen mimari ögelerinin, özgün biçimlerine uygun olarak aynı malzeme ile değiştirilmesi, dökülen iç ve dış sıvaların, kaplamaların, renk ve malzeme uyumu sağlanarak, özgün biçimlerine uygun olarak yenilenmesi 660 sayılı ilke kararıyla “basit onarım” olarak tanımlanmıştır.
1. Grup yapılarda “basit onarım” uygulaması için Koruma Kurulu kararı alınır;
2. Grup yapılarda ise eğer büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarafından kurulmuşsa, Koruma Uygulama Denetim Bürosu Müdürlükleri’nden (KUDEB) izin alınır. Uygulama bitiminde Koruma Kuruluna fotoğraflarla desteklenen bir rapor iletilir. Konuya ilişkin genel tanım ve ilkeler; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999-660 sayılı ilke kararında, “Basit Onarım” başlığı altında açıklanmıştır.
Konservasyon
Tarihi yapıların malzeme, bezeme ve taşıyıcı sisteminde zaman içinde oluşan hasarların giderilmesi, malzemelerin temizlenip sağlamlaştırılması, duvar resimlerinin temizlenip çatlaklarının, taşıyıcı duvardan ayrılmış kısımlarının desteklenmesi, mozaiklerin dağılmadan yerlerinde tutulması, küçük dokunuşlarla sunuşun iyileştirilmesi işlemleridir.
Taşıyıcı sistemin gözden geçirilmesi, gevşemiş, aşınmış kısımlarının sağlamlaştırıcı işlemlerle desteklenmesi bu kapsamdadır. Yasal olarak “Basit Onarım” kapsamında değerlendirilen konservasyon çalışmaları için, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 gün 660 sayılı İlke Kararı gereği, ilgili Kuruldan izin alınması gerekmektedir.
Esaslı onarım (Restorasyon)
Basit onarımı aşan koruma müdahaleleri bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bir tarihi yapının hasarlarının giderilmesi, daha uzun süre yaşamasının sağlanması amacıyla, tarihi belge niteliğini zedelememeye özen gösterilerek, geleneksel ve ileri tekniklerden yararlanılarak yapılan müdahalelerdir. Mevzuatta “kapsamlı onarım” olarak da değerlendirilmektedir.
Restorasyon malzemenin, strüktürün, zeminin sağlamlaştırmasından başlayarak, kopmuş kısımların bütünlenmesine, eskimiş, işlevini görmeyen parçaların yenileriyle değiştirilmesine, yok olan bölümlerin veya artık kullanılamaz duruma gelmiş yapıların yeniden yapımına kadar uzanan bir çeşitlenme gösterir. Restorasyonda tercih edilen, tarihi yapıları en az müdahale ile ayakta tutmak, özgün tasarımı, ayrıntıları bozmamaktır.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 gün-660 sayılı ilke kararında esaslı onarım müdahaleleri; “Yapının rölöveye dayanan restitüsyon ve / veya restorasyon projeleri ile diğer ilgili belgelerin içerikleri ve ölçekleri koruma kurulunca belirlenen müdahalelerdir.
Sağlamlaştırma (Konsolidasyon), Temizleme (Liberasyon), Bütünleme (Reintegrasyon), Yenileme (Renovasyon), Yeniden Yapma (Rekonstrüksiyon), Taşıma (Moving)]. “ biçiminde tanımlanmıştır.
Koruma uygulamasına yönelik projelerin 660 sayılı ilke kararı ekinde verilen “Rölöve – Restitüsyon – Restorasyon -Proje Hazırlama Esasları”na göre hazırlanması istenmektedir. Aynı ilke kararında esaslı onarımın temel ilkeleri ve uygulama denetim koşulları ayrıntılı olarak verilmiştir.
Konsolidasyon
Sağlamlaştırma anlamına gelen bu terim; ayrışmış, bozulmuş malzemelerin ve zayıf, hasarlı taşıyıcı sistemlerin dayanımını arttırmak için yapılan müdahaleler için kullanılmaktadır. Malzeme sağlamlaştırılmasında mikro enjeksiyon,püskürtme, üstten sürme yöntemleriyle malzemenin dayanımı ve dayanıklılığı arttırılır, kabuklaşmış kısımların ayrılıp düşmesi engellenir.
Zemin ve taşıyıcı sistemde yapılan sağlamlaştırmalarda, zayıf zeminlerin taşıyıcılığının arttırılması için çağdaş yöntemler kullanılmaktadır. Temellerin yapım sistemindeki aksaklıklar veya duvar örgüsündeki bozulmalar için kesit genişletme vb. önlemler alınmaktadır. Duvarlardaki çözülmeler, çatlaklar ve boşluklar enjeksiyon yapılarak, kenetler kullanılarak veya yenilenen örgülerle güvence altına alınır. Zayıf kemerlerin altlarının yeni kemerlerle desteklenmesi; çatlamış, birbirinden ayrılan duvarların gergi ve kuşaklarla bağlanması, kubbelerin çemberlenmesi vb. müdahaleler bu kapsamdadır.
Sağlamlaştırma, Güçlendirme
Mevcut malzemenin, taşıyıcı sistemin yetersiz olması durumunda, gelecekteki depremlere karşı bir önlem olarak kesit genişletme, kuşaklama, gergilerle bağlama ve benzeri önlemler alınarak, mevcut sistemin desteklenmesi öngörülebilir.
Özellikle ilk tasarımdan gelen hasarları olan, çeşitli depremler geçirmiş tarihi yapılarda taşıyıcı sistemi iyi analiz etmek gerektiğinden, tarihi dokuyu çok değiştiren müdahalelerden kaçınılması gerekmektedir. Venedik Tüzüğü’nün 10. maddesinde, “Geleneksel tekniklerin yetersiz kaldığı yerlerde, koruma ve inşa için bilimsel verilerle ve deneylerle geçerliliği saptanmış herhangi çağdaş bir teknik kullanılarak anıt sağlamlaştırılabilir.” ifadesi mevcuttur.
Bütünleme (Reintegrasyon)
Tarihi yapılar zamanla, deprem etkisiyle bazı ögelerini yitirirler. Devam eden bir kornişin bir parçasının düşmüş olması, revaklı bir avluyu çevreleyen kemerlerden birkaçının yıkılması kapsamlı onarım yapılmasını gerektirir. Yok olan kısımların mevcut kısımlara ya da belgelemeye dayanarak yerine konulmasına “bütünleme” denilmektedir.
Bu işlem, tarihi yapının işlevini görmesi veya estetik nedenlerle yapılır. Bütünlemenin kesin, güvenilir verilere göre yapılması; eklenen kısımların kolayca ayırt edilebilir şekilde işlenmesi istenmektedir. Venedik Tüzüğü’nün 12. Maddesinde “Eksik kısımlar tamamlanırken, bütünle uyumlu bir şekilde bağdaştırılmalıdır; fakat bu onarımın, aynı zamanda sanatsal ve tarihi tanıklığı yanlış bir şekilde yansıtmaması için, özgünden ayırdedilebilecek bir şekilde yapılması gereklidir.” denilmektedir. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 26 sayılı ilke kararında “…. Aslına ulaşılamadığı takdirde taşınmazın mimari ve sanatsal öneminin doğru bir şekilde algılanabilmesi için malzeme analizleri yapılarak bütünle uyumlu bir şekilde tamamlanabileceğine ancak, tamamlamanın günümüzde yapıldığının anlaşılır olması için gerekli bilgi ve belgelerin oluşturularak arşivlenmesi” istenmektedir.
Yenileme
Bakımsız kalarak onarılamaz duruma gelmiş dikme, döşeme, çatı vb. ögelerin yeni malzeme kullanılarak değiştirilmesi ile yapının daha uzun süre işlev görmesinin sağlanmasıdır. “Yenileme” terimi, günümüz yaşam standartlarına uymayan konut ve diğer yapıların minimum güncel konfor koşullarını sağlayacak şekilde tesisat vb. donanıma kavuşturulması işlemi için de kullanılmaktadır. Tarihi yapıya ısıtma, aydınlatma, yalıtım, güvenlik sistemi kurulması; mutfak, banyo eklenmesi gibi işlemler bu kapsamdadır. Yenileme uygulamalarında tarihi yapının plan özelliklerinin korunması, iç duvarlara ve taşıyıcı sisteme müdahalelerin sınırlı tutulması tavsiye edilir. Mevzuatta “kapsamlı onarım” içinde değerlendirilmektedir.
Yeniden yapım (Rekonstrüksiyon)
Büyük ölçüde hasar görmüş veya tümüyle yok olmuş bir yapının yeniden yapımıdır. Yeniden yapım, koruma kuramı açısından uygun bulunmayan bir uygulamadır. Çünkü asıl tarihi varlık yok olmuştur; yerine kopyası yapılmaktadır.
Yok olan anıt simge değeri taşıyor, çevre için vazgeçilmez bir öneme sahipse, toplum onun yeniden yapılmasını isteyecektir. Özellikle kasıtlı olarak yıkılan, toplum için anlamlı, kent siluetinde yeri olan eserlerin yeniden yapımı kabul edilir. Yeniden yapımın aslına mümkün olduğu kadar benzemesi için özenli çalışılması gerekir. Eski fotoğraflar, rölöveler, filimler, mulajlar ve benzeri verilerden yararlanılır. 660 sayılı ilke kararına göre yeniden yapım uygulamasında, özgün yapım sistemi, yapım tekniği ve malzemeler kullanılmalı, yapısal ayrıntıların tarihi döneme uygun olmasına özen gösterilmelidir. Uygulama, ayrıntılı projelerin ilgili Koruma Bölge Kurulunda onaylanmasından sonra yapılabilir.
Taşıma
Venedik Tüzüğü’nün 7. maddesinde anıtların taşınmasına “Anıtın korunması bunu gerektirdiği, ya da çok önemli ulusal, ya da uluslararası çıkarların bulunduğu durumlar dışında izin verilmemelidir.” denilmiştir. Trafiğin artması,yeni ulaşım hatlarının yapılması, enerji, sulama gibi gereksinimlerle şehirler ve kırsal alanlarda bayındırlık etkinlikleri (yol açma, baraj yapımı vb.) yapılmakta; bu projelerin uygulanmasıyla yerinde korunamayacak duruma gelen tarihi yapılar, boyut ve tasarım özelliklerine göre, parça parça veya bütün olarak yeni bir konuma taşınmaktadır.
Taşıma öncesinde anıtın belgelenmesi eğer bütün olarak taşınacaksa, gerekli sağlamlaştırmanın yapılması gerekir.
Taşınan anıtın yeni yerinde, yaşamını sürdürmesi için gerekli önlemler alınır. Taşıma işlemleriyle ilgili projelerin uygulanması için, İlgili Koruma Bölge Kurulunca onaylanması gerekir.
Sürekli bakım
Bir binanın daha uzun süre ayakta kalması, kullanıcılarına daha iyi hizmet verebilmesi sürekli bakımla sağlanabilir.
Tarihi binalar bulundukları yer ve doğal etkenlere (yağmur, kar, rüzgâr, deprem), malzemelerinin özelliklerine bağlı olarak zamanla aşınırlar, kusurlar ortaya çıkar. Sürekli bakım ortaya çıkan hasarların hemen iyileştirilmelerini sağlama yoludur.
Sürekli bakımı sağlamak için iyi bir planlama yapmak; yetişmiş ustalardan oluşan bir ekip oluşturmak gerekir. Kamu kuruluşları (Kültür Bakanlığı, VGM, belediyeler) korumakla sorumlu oldukları alanlar için iyi nitelikli ekipler oluşturarak sürekli bakımda başarı sağlayabilirler. Eski yapım tekniklerini ve malzemeleri bilen, bir konservasyon laboratuvarıyla desteklenen ekipler sürekli bakım yaparak kültür mirasının yapısal ve estetik bütünlüğünün korunmasını, daha iyi sunulmasını sağlayabilirler.
Önleyici koruma
Önleyici koruma, stratejik planlamanın bir parçasıdır. Önleyici ve düzeltici çalışmaları kapsar; daha masraflı ve kapsamlı onarımlara gerek kalmadan bakım sağlar. Her tarihi yapı özel bir durumdur. Önleyici koruma için çevresel koşullara ve taşıyıcı sisteme ait bilgilere dayanan bir programa ihtiyaç vardır. Aylık, altı aylık, yıllık bakımlarla yağmur suyu ve drenaj sistemlerinin, elektrik vb. tesisatının kontrolü, yıldırıma karşı korunma sağlanır. Beş yılda bir özellikle gözlem altında tutulması gereken taşıyıcı sistem aksaklıklarını değerlendiren ayrıntılı bir rapor hazırlanmalıdır.
Önemli tarihi yapılar, koruma alanları için yönetim planı ve ona bağlı olarak bakım-onarım programları yürütülmesi istenir. Sürekli bakım işlerini tanımlamak ve uygulama aşamasında yeterli deneyime sahip ekiplerin işleri yürütmesini temin etmek işin niteliği açısından çok önemlidir.
Geri alınabilirlik (Reversibility)
ICOMOS tüzüklerinde tarihi yapılara müdahalelerin olabildiğince az ve geri alınabilir olması; yapıyı fazla zedelemeden uygulanması tavsiye edilir. Amaç, gelecekte daha uygun bir onarım tekniği söz konusu olduğunda, yapılan müdahalenin kolayca, tarihi yapıya fazla zarar vermeden sökülebilmesidir. ICOMOS’un Mimari Mirasın Analizi, Korunması ve Strüktürel Restorasyon İlkeleri Tüzüğü’nde (2003) “Dokunun geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirilmesinden kaçınılmalıdır.” denilmiştir. Ahşap yapıların korunması ile ilgili ICOMOS Tüzüğü’nde (1999) “Teknik olarak olanaklıysa, müdahalelerin geri alınabilir olması; en azından gelecekte onarım gerekli olduğunda bunu engelleyici olmaması.” tavsiye edilmektedir.
Koruma alanı
Tarihi yapı ve sit alanlarını çevreleyen kentsel dokular veya açık alanlarda yapılacak yeni düzenlemelerin tarihi yapıyı veya siti görsel veya fiziki yönden olumsuz etkilememesi için, duruma göre farklı genişliklerde olan “koruma alanları” Koruma Bölge Kurulları tarafından belirlenir. Bu kararlar kent planlamasına veri oluşturur. Çevre parsellerde yapılacak yeni yapıların denetlenmesi sağlanır.
Korumada uzman sorumlulukları
Koruma çalışmalarının disiplinlerarası olduğu tüm dünyada kabul edilmektedir. Koruma alanına katkısı olan disiplinler arkeoloji, sanat ve mimarlık tarihi, mimarlık, malzeme bilimi, mühendislik, kent planlama, peyzaj mimarlığı, hukuk olarak sıralanabilir. Korunacak tarihi yapının veya sit alanının özelliğine göre ekipler kurulur ve çalışmalar yürütülür. Koruma çalışmalarının ilk aşamasında inceleme ve belgeleme yer alır. Değişik tekniklerle yapılan belgeleme çalışmalarında mimar ve mühendisler yer alır. Tarihi yapının rölövesinin veya kentsel sitin haritasının çıkarılması ortak çalışmalar gerektirmektedir. Restorasyonu yapılacak tarihi bir yapının 1/50 ölçekli ayrıntılı rölövesinin (plan, kesit, görünüşler) oluşturulması için koruma eğitimi almış deneyimli mimarlara gerek vardır. Rölövelerin kronolojik analizinin hazırlanması için arkeolog, sanat ve mimarlık tarihçilerinin katkılarına gerek duyulur. Karmaşık tarihi yapıların ilk yapıldığı döneme ait ve onarımlarda aldığı eklerin yapım teknikleri ve malzemelerinin değerlendirmesi konusunda birikimli mimarlık tarihçilerinin katkıları gerekir. Tarihi yapının malzeme ve taşıyıcı sistem bozulmalarının saptanması ve bozulmalarla ilgili analitik paftanın hazırlanması mimar ve mühendislerce yapılır. Malzeme örnekleri alınarak analiz edilir; konservasyon önerileri geliştirilir.
Yapısal güvenlik durumunun değerlendirilmesi ve sağlamlaştırma önerilerinin geliştirilmesi için deneyimli inşaat mühendislerinin taşıyıcı sistemi ayrıntılı olarak incelemesi ve önerilerini koruma mimarıyla tartışarak olgunlaştırması beklenir. Ekip çalışmasının uyumlu olması için tüm uzmanların konularında deneyimli olmaları ve uluslararası koruma kurallarını bilmeleri istenir.
Hasar
Yapılar üzerinde doğal ve ya insan kökenli bir olayın neden olduğu çatlama, kırılma, yıkılma, devrilme gibi fiziksel olgulara verilen genel ad. Kısaca, yapıların taşıyıcı ve taşıyıcı olmayan sistemlerinde zayıflık yaratan bozulma ve kayıpların tümü.
Hasar görebilirlik
Değişik türdeki yapıların farklı büyüklüklerdeki afetler karşısında hasar görme eğilimi veya bir yapının var olan bir tehlikeden görebileceği hasarına ilişkin ölçü. Tarihi yapılar için hasar görebilirlik derecesi, yapının mevcut korunma durumu ve çevre koşullarını değerlendiren risk analizine göre belirlenir.
Risk
Bir olayın belirli koşul ve ortamlarda doğurabileceği can, mal, ekonomik ve çevresel gibi değerlerin kaybının gerçekleşme olasılığı.
Risk (potansiyel kayıplar) = Tehlike x Hasar görebilirlik
Tarihi yapı triajı
Bir afet/olay sırasında çok sayıda tarihi yapıda hasar oluşması durumunda, acil müdahale edilecek yapılar ile ilgili önceliği belirlemek amaçlı yapılan hızlı belirleme çalışması.
Tarihi yapı enkazı yönetimi
Afet sonrasında ağır hasar gören/yıkılan tarihi yapılarda acil müdahale evresinde yapının çevresinde yapıdan veya yapıya gelecek tehlikelere karşı gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması, kullanılabilecek yapı elemanlarının ayıklanarak mümkünse yapının yanında, uygun ortam yok ise geçici bir depolama alanında koruma altına alınması; yıkım çalışmalarının aşamalı söküm şeklinde planlanması ve bu aşamada da kullanılabilecek yapı elemanları, bezeme vb. parçaların ayırılması, elde edilen tüm malzemenin onarılarak yeniden kullanılması ile ilgili çalışmalarla afet öncesinde bu çalışmaların nasıl yapılacağına dair planlamaların tümü.
Tehlike
Belirli bir zaman veya coğrafyada ortaya çıkarak yaşamı tehdit eden, toplumun sosyo-ekonomik düzen ve etkinliklerine, doğal çevreye, doğal, tarihi ve kültürel kaynaklara zarar verme potansiyeli olan doğa, teknoloji ya da insandan kaynaklanan fiziki olay ve olgu.
Zarar
Doğa, teknoloji ve insan kaynaklı olayların neden olduğu fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıpların tümü.
Zarar azaltma
Doğal, teknolojik ve insan kaynaklı tehlikelerle, çevresel bozulmaların afet sonucunu doğurmasını önlemek veya etkilerini azaltmak amacıyla, afet öncesinde, sırasında ve sonrasında alınması gereken yapısal veya yapısal olmayan önlem ve faaliyetlerin tümü. Bu faaliyetler birçok kurum ve kuruluşla, çok çeşitli disiplinlerin belirli bir hedef doğrultusunda çalışmasını gerektiren uzun vadeli çalışmalardır. Zarar azaltma evresi, uygulamada, iyileştirme evresindeki faaliyetlerle birlikte başlar ve yeni bir afet olana kadar devam eder. Bu evrede yürütülen faaliyetler, ülke, bölge ve yerleşme birimi ölçeğinde olmak üzere çok geniş uygulama alanı göstermektedir.
Zarar görebilirlik
Farklı tür ve büyüklükteki tehlikeler karşısında, insanların ve yaşam çevrelerinin uğrayabileceği fiziksel, toplumsal, ekonomik veya çevresel zarar ve kayıpların ölçüsü. Bazı yayınlarda, savunmasızlık, kırılganlık, hassasiyet gibi terimlerle ifade edilmektedir. Fiziksel, sosyal ve ekonomik zarar görebilirlik olarak sınıflanmaktadır.
Tarihi yapılar için zarar görebilirlik ölçüsü, koruma-kullanım-kullanıcı durumu/ilişkisi ve yakın çevre verilerine bağlı olarak belirlenir.
Çok bağlılık (redundancy)
Yapısal sistemin sahip olduğu iç ya da dış bağları ve bu bağların kritik bir dış etki durumunda yükleri göçmeye sebep olmadan güvenli bir şekilde aktarabilecek alternatif kuvvet akış yollarını temsil eder.
Hiperstatiklik derecesi (degree of indeterminacy)
Çok bağlılığa sahip olan sistemlerin yapısal çözümlemesini yapmak için denge denklemlerine ek olarak kullanılması gereken süreklilik denklem sayısını (ya da ekstra bilinmeyen sayısını) ifade eder.
Duraylılık (structural stability)
Mühendislik açısından bir sistemin dış etkenlere karşı olan stabilitesini ya da kararlılığını ifade eder.

